Pages

August 29, 2018

15-018 arasında seyahatlerde boyadığım kağıtlar 4

018 seyahatleri.. [tıklanınca büyüğü var]

August 27, 2018

015-018 arasında seyahatlerde boyadığım kağıtlar 3

016-017 dolaylarından.. [tıklanınca büyüğü var]

August 23, 2018

015-018 arasında seyahatlerde boyadığım kağıtlar 2

defterine, gününe, yerine, konusuna göre çizme işi epey değişiyor.. bu paket 016 yılına ait.. [tıklanınca büyüğü var]

August 20, 2018

015-018 arasında seyahatlerde boyadığım kağıtlar 1

012 baharında "yav bir eskiz çizmek vardı ne oldu ona" diyerek defterlere döndüm.. bir zamanlar sürekli çizerdik.. neden olduğunu anlayıp anlatmak çok kolay olmuyor.. ve böyle önemsiz bir etkinlik sonuçta, buna büyük anlamlar verilince inandırıcı da durmayacak ama bazı eylemler ruha çok faydalı, hiç ihmal etmemek lazım, hayata büyük bir şeyler katıyor, ne ve nasıl olduğunu söylemek ya da tecrübe etmeyen için inandırıcı kılmak da zor.. neyse, sonuçta bir süre karakalemdi aquareldi uğraştıktan sonra, bir gün aslıhan'ın beni ev yapımı suluboya takımlarından haberdar etmesiyle faaliyet başka bir kıvam kazandı.. kendime yaptığım minik suluboya takımı o gün bugün seyahatlerde bana büyük keyifler yaşatıyor.. bir şeyler birikince buraya paketleyeyim dedim.. bu ilk paket aquarelden suluboyaya geçişimi de işaretliyor... [tıklanınca büyüğü var]

May 16, 2018

nekahet evresi

16.05.018 pyrrus zaferi:
"ne çarptı bana!?" demenin zamanıdır. iş yapmamak, üretmemek mümkün değil. elde olmamakta. bünye başka ben başka. ben'in ötesi berisi var, ben yok, bilindiği gibi. bünyeyi regüle etmek için elde fazla araç da yok işin aslı. kendisine tabi olacağız. trendler inicidir. ama üretmemek mümkün değil. bu da bir güvence sayılmaz.  yapılması gerekenleri yapacağım. bunun ben'in bakış ve amaçlarıyla bir ilgisi yok. bu kozmik bir görev de değil.  sadece kaçınılmaz.

May 15, 2018

yeni

15.05.018 
doktoramın beklemekle geçen son, uzun, belirsiz, anlamsız, boğucu, ağır yılında böyle bir paket doldurmuşum. neden yayınlamamışım bilmem... sonra tez savunma tarihim geldi, dünya bir döndü pir döndü, tezimi savundum ve mardin'e gittim.
16.01.014 yeni: 
artık ne kadar inandırıcıdır bilemem, ama bir takım şeyleri yenilemenin zamanı geldi. bir takım şeyler derken, epiy bir takım şeyler. ve bunu yaparken rahatımdan olacağım da öngörülebilir. bu paketi kapalı açıyorum. uzun uzun evirip çevirmeyi planlıyorum. ve bir gün olur da zamanı gelirse açarım...
16.01.014 eskimiş yeni:
evet doğru, bunu hep yapacağımı zannettim. ama hep bir şeyler çıktı, bir beklentiler oluştu, bir denemeler yaptım. genel olarak da bu denemeler çöktü. kendimi rutin kaçış rotalarımda buldum. yenilik değil ara ve geri dönüş anlamına geldi bu. evet şu da doğru, her yere kendini götüreceksin ve daha iyi bir şey inşa etmeyi beklemen tuhaf olur. ama bunları böylece evirip çevirirken şu da hep var, üstüste koyduklarım da burda benleydi. şimdi bunlar külliyen yıkıldı gitti. ya tuğla tuğla söküldüler, ya sessizce çöktüler, ya metal yorgunluğu oldu ya da işte ne bileyim.. kayıplar. birikimlerim yok. elimde bir şey kalmış değil. burda o zaman gerçek sıfır noktasına da ilk defa gelmiş oldum. bu andan önce her seferinde hep ama diyordum, kurduklarım, arkadaşlarım, destek gruplarım.. şimdi diyemiyorum. onca yaşantı hep yorgunluk yılgınlık bıkkınlık ve çözümsüzlükler yığdı. durmak istediğim yerde durduğumdan pek de emin değilim. gelecekle ilgili planlarım da burayla örtüşmediğine göre, yer değişikliği anlamlı bir şık. iş değişikliği ya da işliliğin bırakılması da ikinci bir şık. nasıl olacak denirse, bilmemek daha iyi görünüyor gözüme. uzun bir seyahat gerekli bir ara yaratacak. belki tüm bu aranın ve bırakıp yer değiştirmenin tek anlamı eski hayatımı, yani şimdiki hayatımı tekrar değerli görmek olur ki bu da kârdır aslında. şu anda artık bu bıktığım ve yorulduğum dolayısıyla umutsuzca katlandığım hayatımın güzelliklerini görebilir halde değilim artık. ve her yeni girişim yeni tuğlalar ekleyip hayatıma inancımı artıracağına tam tersi yılgınlığımı artırıp hayatımla bağımı koparıyor. girişim gücüm azaldığı gibi hayatımla uzlaşmam da zorlaştı..
21.01.014 yeni imge:
her yeni dönemin, iyi bir imgeye ihtiyacı vardır. her iyi imge, hem bir hakim ruh halinin ifadesini / performansını içerir, hem de bir hakim eylemler listesini. iyi bir yeni imge, kuvvetli bir performatif bütünlük içinde, yapılacakları ve bunların nasıl bir görüntü içinde yürütüleceğini, aynı anda da, insanlarla nasıl bağlantı kurulacağını anlatıverir. şimdilik yeni bir tavra bir anda geçmiyorsa insan, imgesini bulamadığı içindir bu. ama imge, bir hayaller danteli olarak yavaş yavaş örülmektedir. bir tür tasarım gibi ama bütünlüğü olmayan, eklektik bir tasarlama gibi, ince ince birbirine bütünleştirilen bileşenlerin derlenmesi gerekir. sonra imge zihinde canlanır. imge failin kendisini merkeze almıştır. failin eylem planını ve ruh halini bir hamlede çizer ve tayin eder. geçmişte böyle imgeler üretip takip ettiğim oldu. esasında her yeni dönem bir adet imge takip etti. düzenli çalışmadığım ve az çalıştığım dönemler gibi, çok çalışmaya geçtiğim dönem de bir imgeyi takip etti ve bu imge yaşam koşullarımı yönetmeye bugün de devam ediyor. bu blogculuk faaliyeti de müesses imgenin bir detayı olarak şekillendi.
31.01.014 plan:
kolay olmadı ama nihayet bir plana sahibim. kesin gibi algılayamıyorum şimdilik. yani gerçek bir plan gibi değil. ama imgenin bazı bileşenleri belirmeye başlıyor. şüphesiz daha önceki yaşantılarımdan derlenip bir danteli örmeye başlayan detaylar sözkonusu. yepyeni bir yere gidip daha önce hiç yapmadığım şeyi yapmaya başlama arayışı değil bu. misal bu eve çıkmadan önce kurduğum imge gibi, bu da bir süredir biriktirdiğim bileşenleri yeni bir yer ve yeni bir etkinlik dağılımı içinde biraraya getirmeye çalışıyor. etkinlikler de büyük ölçüde zaten kovaladığım şeyler. sadece ağırlıklar değişiyor. şezlongum bir verandaya/ konuşlanıyor. bostanım bir bahçeciğe yayılıyor. iklimim akdenizleşiyor. en baskın etkinliğim yazmak oluyor. yaz-kış ritmim belirginleşiyor. hayatım şimdikinden daha mütevazı ya da zengin değil ama tarzımın daha bir yaraştığı bir ortam mevcut. şimdiki hayatımda belki de tuhaf duran ve pek anlam verilemeyen pek çok alışkanlığım burda yerli yerinde. belki akademik işlere de devam ediyorum kim bilir. ama bambaşka bir ritim ve ortamda. ve bundan sonra belki bir daha tek seferde 10 yıl süren işlere girmeyip hiç bir yerde tutunamayan müşkülpesente dönüyorum. şimdikinden daha mutlu olup olmayacağımla ilgili bir veri bu resimde yok. ama önemli değil. sadece yeni ve önü açık bir resim bu. yani umutları ve keyfi krizlerini dengelemeyi başarabilir. çünkü mevcut hayatım artık dengelenmiyor. mutsuzluktan başka bir şey bu. zaten ben süreğen biçimde mutsuz olmuyorum. daha ziyade bir dengelenmeyi başarma meselesi. uzun zamandır yaşamımı karanlık görüyorum, loş. sıfatı: köhne. sonuçta hiç bir şey iyi gitmese bile yeni bir kurguda en azından bu hayatıma bir süre ara vermiş oluyorum. sonra aynı yerden devam etme şansım da yok. ve bu belki de aslında tek yapmam gereken.. bu loş ve umarsız sürekliliği kırmak ve başka bir yerden devam etmek zorunda kalmak.
01.02.014 çekinceler:
tabi hayatı kolayca güzel yaşatan bazı şeyler vardır. onun umudu ve arayışı bile bir önemli faktördür. ama şu da vardır, beklentiler mutluluğa olduğu kadar mutsuzluğa da katkı yaparlar ve inişli çıkışlı bir ruh düzenine kapı açılır. işe böyle tersinden bakılırsa aslında daha huzurlu bir zamana gidileceği, aşırı beklentilerle birlikte krizlerin de hafifleyeceği anlaşılır. insan, ruhunda, imkanları ölçüsünde açılıp saçıldığı için... ama işte ne kadar uzun sürecek? süreğen bir umutsuzluk ve beklentisizliğe doğru ilerlemek de tuhaf bir karardır, geçici olduğu kesin olsa bu yeni'nin.. terkedip gittiğimiz bir hayat kurgusu kadar onun bazı umutlarıdır da.
09.02.014 meşgale:
artık bu 'yeni'nin gereğine ikna olmuş durumdayım. ve resmin arkaplan dokusunu da tespit etmiş durumdayım. ertelediğim şeyi yapmam gerekiyor. tam şu anda. geri kalan her şeyi de sürdürebilirim bunda sorun yok. ama asıl yapmam gerekenin peşine düşmem lazım. yapmam gerektiğine her nasılsa inandığım tek meşgaleyi merkeze almam lazım... kritik olan da buydu işte. süreğen bir anlamsızlık hissi süreğen bir anlamsızlık inancından daha etkili idi. bu anlamsızlığa inanç olup bitenleri etkiliyordu orası kesin, sabotajda bunun payı büyüktü. bu anlamsızlık hissi ise sadece olayları etkilemekle kalmıyor, hayatın merkezine sessiz bir bomba gibi bırakılmış ve her şey bu merkezden savruluyor. dağılıp gidiyorsun. ve ikisinin, yani inanç ile hissiyatın kaynakları aynı değil...

şimdi bu bağlam çerçevesinde detayları yerli yerine kurgulamaya geçebilirim. bir kere bu geçici bir periyot olabilir. belirli bazı hedefleri gerçekleştirmem lazım. ve artık şuradan başka bir yerde bir süre durmam lazım. bu hususlar yerine geldikten sonra esasında yeniyi kapatıp şu hayatıma döne de bilirim. yeni geçici de olabilir. olmaya-da-bilir.. eşyalarımın idaresi en zor sorun olmakla beraber o da büyük bir sorun değil. bir adet kapasiteli ve hafif bilgisayardan başka bir şeye ihtiyacım yok. yine internet bağlantısı masraflı bir gereklilik. bu ikisi için bir bütçe ayırdıktan sonra gerisi kolay görünüyor... sonrası bir bahçe, önü açık bir veranda ya da balkon, ya bu bahçeye ya da verandaya çıkan loş bir çalışma masası. dışarıda bir hamak, bir de şezlong.
12.02.014 eskinin iplikleri ve halatları:
hayat karmaşık bir süreklilik.. dolayısıyla yeninin inşa edilmesinden ziyade, yeniye geçilir. ama işte eskiden gelmekte olan, süregidecek olan pek çok hat vardır. işlerin bitirilmesi gerekir. ve bu hatların pek çoğu insanı düz hayatında tutmak isteyen süreçlerdir. ve çoğunlukla da bu sistemik karmaşıklık sadece paçamızdan değil karnımızdan, sırtımızdan, kafamızdan, iç organlarımızdan, her yerimizden bizi yakalamıştır. olayların gelişmesi de bazı bağları kuvvetlendirir ve sürekliliğimizin koynunda akıp gitmeye devam ederiz. ama neylersiniz, birini bitirmeden ötekine geçmek çocukça bir kurgudur. işlerin bitirilmesi gerekir. işte zaten yeninin olasılığı da tam bu eklem yerlerinde belirir. eklem yerini görürsünüz. oradan kırmak mümkündür. o zaman gelinceye kadar ama eskiye katlanmak durumundasınız. katlanırken de tabi iyileştirmeye çalışırsınız. iyileştirirken de yeni hatlar açarsınız. açınca da hayatın rengi düzelir. düzelince de yeni bağlar kurulur, bağlar kuvvetlenir. yeni imkansız gibidir. ama bazen gerçekten gereklidir. ertelendikçe ertelenir. ama gereği açıksa, artık...
21.02.014 irin:
fazla rüya hatırlamayan insanlar var. misal ben. ama bazı sabahlar uyanıyorum aklımda bir tek kuvvetli sahne kalmış oluyor. ya da süregiden ve bulanık bir rüyanın tek bir sahnesi bir süreliğine aklımda oluyor. bu anın önemli olduğu için çekilip çıkarıldığını insan biliyor. orda o yüzden kaldığını.. belki pek çok başka önemli an da rüyada geçip gidiyor ama hasbelkader o an kalmış işte ve o insanın aklında ya da içinde yer ediyorsa insan onun bir şeye karşılık geldiğini, bir sembol olduğunu biliyor oluyor. bu aralar gördüğüm en ilginç sembol muqteda el sadr oldu. yorumlamakta en zorlandığım işaret de buydu. çoğunlukla sembolün neye karşılık geldiğini bir anda seziveririz çünkü... çünkü zihin refere edilen neyse aslında ona erişmeye ya da onu anlatmaya çalışmıştır ve rüyada kelimeler bir amaca yönelik olarak işletilemediği için çağrışımsal mekanizmalarla elinden gelenin en iyisini yapmıştır. çağrışım hattını hızla geri katederek esas konuyu yakalamamız şaşırtıcı olmazdı... amatör açıklamalarımı bir kenara koyarsak, o ya da bu yolla, sembolün neyi anlattığını çoğunlukla hızlıca biliriz. bunun üzerine düşünmek de eğlencelidir. bu sadr, tv ekranlarında görülebilecek bir düzenleme içindeydi. bir grup insanın sağ alt köşesinde oturuyordu.. etrafındaki insanlardan biri arapça duaya benzer bir metin okuyordu. sadr her zamanki donuk, kararlı, öfkeli, düşünceli ve gizli-hırçın yüzüyle ekranın alt tarafına doğru boşluğa bakıyor ve kusuyordu. aralıksız olarak beyaz bir köpüksü cerahat akıtıyordu demek lazım. hastaydı. bu rüyanın neye işaret ettiğini anlamakta oldukça zorlandım. doğrudan hissedebildiğim bir yanıt yoktu. daha sonra sadr etrafındaki hareketin tam o günlerdeki ifşaatını hatırladım. hareket politik alandan çekilme kararı almıştı. ne kadar şiddet yüklü bir politika anlayışına sahip olduklarını hatırlamak gerekir. bu insanların yüzlerini ve verdikleri resimleri de hatırlamak gerekir. bu noktadan sonra tüm semboller açıklığa kavuştu.
02.03.014 canlı et yığını:
başka bir rüyada ise evin bir odasından öbürüne gitmeye çalışıyorum. ve holde karşıma bir deniz canlısı çıkıyor. dev bir deniz kaplumbağası, yan yatmış, belki aynı anda bir deniz aslanı, çünkü birleşmiş ayaklarını, yani kuyruğunu, belki de yüzgecini önüme vuruyor, geçemiyorum. nerdeyse 400-500 kiloluk yan yatmış, hantallığın arketipi bir hayvan. geçmeme izin vermeyen bir tür et. engel canlı yani. bir tümsek olsa tırmanır aşarsın. burda riskleri göze almak lazım. belli ki canın yanacak. peki bu hayvan ben miyim, yoksa kadın mı?
02.03.014 gemilerin yakılması:
tam teşekküllü bir paketten çıkıp tam teşekküllü başka bir pakete keyfi biçimde geçilemez. insan o kadar çok hattan sürdürdüğü hayata bağlanmıştır ki öyle ya da böyle sürüp gidenin içinde kalacaktır. sürmekte olanı kırmak ve bağları koparmak için iki yol vardır, bunların ilki hayat kurgusunun değişmesini dayatan kurumlardır. yani bir takım kurumları bırakıp başka kurumların parçası olmaya geçince bağları teker teker koparmak mecburi hale gelir. öbür tarafta yeni hatlar inşa edilecektir. ikinci yol ise bir seyahate çıkmaktır. seyahatin uzunluğu ve kıvamı önceden tayin edilemese de insanı bıraktığı gerçeklikten koparacak şekilde uzun tutulmalıdır. geride de bir düzen kalmamalı, dönülecek bir ev bulunmamalıdır. dönüş değil ileri gidiş... seyahat gemileri yakar.
06.03.014 korkulacaktır:
iki adım ileri bir adım geridir, yeninin hazırlanma yöntemi. ve bu olsa olsa akılcılıktır. (korkmuyorum -lan- akılcılık, ilericilik, modernizm ve bilim kelimelerinden.. yeniden tariflemek ve sahiplenmektir zanaatimiz.) aynen öyle de, kişi yeniye yönelik hazırlıklarında korkulara kapılacaktır. yenide eski sorunlar nüksedecek ya da eldekinden de olunacaktır. doğrusu bu ya, doğrusu budur. öyle olacaktır. ve yenide çok da öyle yeni fırsatlar karşımıza çıkmayacak, çıksa da yeniye yaraşır yenilikte değerlendiremeyeceğizdir. bunların hepsi bilinir. dolayısıyla yeniye giderken ayaklar titrer. yeni insana gül bahçesi vadetmemiştir. ama en azından bir bahçe sağlarsa, bir de şezlong, diğer tatsızlıklara katlanılabilecektir.
11.03.014 ı-ıh:
istanbul'u hiç sevemedim. havasından, insanından, trafiğinden, etkinliğinden, ikliminden, denizinden gah bunaldım, gah sıkıldım. hiç sevmedim. kenti hiç sahiplenemedim. katlandım hep.
30.05.014 anlaşma:
insan kendisiyle bir anlaşma yapar. olayların belirgin biçimde iyiye gidiyor olması-olmaması bir kriter olmalıdır. aşağı yönlü bir hayattan çıkmak ve bir deneme daha yapmak için her tür gerekçe vardır. bir seri hayaletin ayaklarını sürüyerek geçişini görmek bile yeterlidir. başka yerin hayaleti olmakla buranın hayaleti olmak arasında önemli bir fark yoktur. denemeye devam etmek yeğdir.
29.06.014 not etmek ve danışmak:
haber salınır, arkadaşlara ilgililere.. kağıt üstüne not düşmek de önemlidir, diğerlerinle konuşmak da. planlara ciddiyet katacaktır bu. insanın niyetlerinin samimiyetini de ölçer. ondan sonra o niyetlerin dönüşümlerini ve kararlılıklarını sürekli takip etmeye yarar ifşaat.. konuşuyorum ve bazen görüşler, teklifler, tavsiyeler geliyor.. tabii ifşaatın fazlası da gerçeklik hissini zayıflatıyor. yapmaktan çok yapmak üzerine konuşan şahısa dönüşme tehlikesine dikkat etmek gerekiyor.
29.07.014 hazırlayıcı seyahatin planı:
arada ne yapmam gerektiği de açıklık kazanıyor. yapmak istediğim şeyleri biliyorum aslında. beni oraya taşıyacak bir aracı olarak bir ara dönem kurgulamam lazım. seyahatim benzer ortamları ve yaşantıları üreten, sürdüren ve bunun "know-how"ını yaşamakta olan mevkiler arasında olmalı. bir süre sürüklenmek lazım. anlamaya çalışmak, incelemek, tanışmak lazım. sonra bir resmin belirginleşmesine kendini bırakmak lazım.
28.08.014 tatilin yarayışı veya yeni'nin tatil testi:
şüphesiz tatil denen şeyde bir bilgelik, bir yarayış var. insanları hayatlarına tahammül edebilir, o hayatlara daha olumlu ışıkta bakabilir hale getiren bir yarayış... öte yandan aldanmalarından başka kaybedeceği şey, kendisini hayata bağlayan kuvvetli halatlar bulunmayan için hayatıyla yeniden yüzleşmek hızlı bir kurs halini alıyor. ferah tatilin boyunca unuttuğun sorunlar, sıkıntılar ve olmazlıklar, geri döndüğünde, ilk anda zannettiğin gibi buharlaşmış olmak yerine, adım adım yeniden yüzüne çarpıyorlarsa, tatilin ferah mavi ve yeşillerinden görünen uzaktaki açık sarı ve aydınlık evin tatsız bir soluk beyaz ışığa boğuluyorsa...
30.08.014 yeni döneme fiilî giriş:
apansız dönemdeğiş gelir. yeni dönemlerin uzun uzun hazırlanmasına alışmışsındır ama bu sefer apansız gelir. rahat-rahvan-gezici gelmiş yerleşmiştir. kendi kendine. işler tabii ki yapılacaktır. geldikçe yapılacaktır. ama bir kış uykusu gibi uzun uzun hayatını yöneten çalışkan, kendi kendine tükenip bitmiştir artık. iklim değişmiş önümüzdeki dönem kendi kendisini gündeme oturtmuştur. yeni için de çok uygun bir geçiş yaratacağından ve şöyle bir bakıldıkta gayet makul ve keyifli bir gelecek panoraması serdiği ve hatta bir takım sıkıntıları da hafifleteceği görülebildiği için bu keyifçi gezgine sarılabileceğini anlarsın. uzun zamandır ertelenmiş bir donanma harekatı uzun zamandır gündemden kaldırılmış bir dolanma harekatıyla birleşir. tuhaf ama tüm bu dönüşümü tek başına iş yükünün ve zorunlulukların sırttan atılması değil, onunla beraber, bir deftere bir sayfa eskiz yapma keyfinin kuyulardan yeniden çıkartılmış olması sebep olmuştur... ve daha da ilginci--ve burası gerçekten klinik anlamda ilginç--anlıyorum ki, o zaman çalışkanı bana yönelik davranışları yoluyla kim üzerime getirdiyse, daha iyi bir deyişle kimin bana davranışları üzerime çalışkanı bürümemi tetiklediyse, şimdi, onun takdiri ve onunla iletişimimin doğallaşması o dönemi bitirmiş olabilir.
17.09.014 düğümler ve bağlar:
gezi planları ise zihinde olgunlaşmaya devam eder. farklı zamanlarda zihne düşmüş ve farklı sürelerdir ertelenmiş geziler birer öğe olarak kendilerini hatırlatır. problem bir traveling salesman problemidir sanki. hangi gezi düğümüne önce hangisine ondan sonra girişilecektir.. değerlendirme ölçütleri ise karmaşıktır, iklimler, yağmurlar, girişim güçleri, doğal ruh akışları, mesafeler, araçlar, taşıtlar, para akışları, vizeler ve diğerlerinin uyum içine getirilmesi gerekmektedir. uzak bir adet ülkeye gidilmelidir, ama bunun iklimi önemlidir, ne iyidir ki daha yakındaki bazı başka ülkelere gidiş için de diğer iklimler uygundur.. düğümler sıralanır, düğüm içi düğümlere sıra gelir...
18.10.014 razı mısın?:
herhalde en önemlisi mevcut hayatına nasıl baktığındır. süregiden hayatın varıp varacağın hayat mıdır yoksa gelişmeye devam mı edecektir? bu soruya yanıt verebildiğini hissettiğinde karar verebilir hale gelirsin. kurduğun hayat süregitmekte olandır ve böylece devam edecektir. razı mısın? diyelim ki razısın, daha kötüye gitme yolundaki eğilimleri de gözönüne almak gerekir. böyle durup duracak mıdır? böyle durup dursa bu kurduğun ve böylece süregidecek olan hayata razı mısın? tüm bu sorulara verilecek yanıtların şiddeti herşeyi dağıtıp gitme ve yeniden denemeler yapma enerjisini belirler.
19.11.014 vazgeçilir:
ve tabii ki vazgeçilir. çünkü durup karşı durman gereken, durup kovalaman gereken, durup sürdürmen gereken şeyler vardır ve sorumlusundur. inadına da durman gerekiyor olabilir. ve bunlarla uğraşırken hayatın bir anlam da kazanıyordur. iyidir iyi... aslında iyidir.. bazı şeyler de gerçekten düzelmiş ve kendinle barışını ilerletmeni sağlamıştır.. zaten biliyorsundur, bu yeni dediğin, burda durmanın parçasıdır, bir sübap. havayı sal devam et. çok mu bunaldın, at yeniyi ortaya biraz ferahla, zaten sonra işler düzelir. geçer, toparlar. tabii ki orda insan kendini kandırmayı bırakır. vazgeçer. hah. işte Heidegger o Varlık ve Zaman'ın o ne güzel akmakta olan sayfalarının bir yerinde küt diye "kararlılık" kavramına ondan çarpmıştır ve kitap ordan sonra sarpa sarar. Kierkegaard çünkü, her şeyden önce, iman şovalyesinin sıçramasını sürdürmenin absürdlüğüyle çarpışmıştı da ondan. çünkü kararını zamana yaymak durumunda kalmaya kararlılık denmeyecekse ne denecektir? ve zamanın tezgahında, her karar absürddür..
5.12.014 dönülür:
ve tabii ki kaçış planına dönülür. çünkü şu anda uğraştığın her şeye akış içinde değer vermeyi öğrendinse de hayatı anlamlı bir hayat yapan temel bir takım bileşenler vardır ve bunlarla ilgili umutsuzluğun yoğunlu sis gibi çöktüğünde görüş alanında sadece iki adet çıkış kapısı kalır. bir tanesi hayatındaki herkese haksızlık olacaktır. öbürü de kaçış planıdır işte.
14.12.014 ikircik:
hep ikirciklidir. hep de ironiktir. hep dönüp dolaşmalıdır. aynı yerden başka biçimde geçmelidir. aynı yerden geçmeli değildir. ama peki bu ya neyin nesidir? evet evet beklenmedik, hiç beklenmedik yinelemelerle karşılaşmadır. hiç bir şey aynı değildir. ve tabii ki saçmadır. tabii ki hayaldir. tabii ki öyle şey olmayacaktır. peki gidilemeyecek midir? yine sarsıntılar olacak ve değişimin yine kendi düz hayatın içinde yapılması gerektiği sonucuna mı varılacaktır? ikincisi de trajedi olacak mıdır? kaçıncısı farsa varacaktır? ama düz hayatın içinde yapılacak değişim kalmış mıdır? kalmıştır tabii ki. eksik, geçilmesi gereken, ama geçilmemiş merhalelerdir. doğrusu bu ya, bir şeyler yanlış gitmiş, yanlış gidiyor ve yanlış gidecektir.
06.01.015 kefen:
ama işte bunun kışı vardır, yazı vardır, inişi vardır çıkışı vardır, dalgalanır. bazı inişler ölümcüldür. yeni, durduğu yerde emniyet valfi olmakla kalmaz, gerçekten kullanılacak bir acil durum kaçışıdır da.. gerçekten kaçılacaktır. bu düşüşün dibinde ne var diye sorulduğunda düşüşün dibinde yeni var diyebiliyorsanız kefeni yırtarsınız. gidersiniz ve kefeni yırtarsınız. yırtamayabilirdiniz.
14.01.015 kefen:
sevgili yeni, bazı günler, diyorum ki, sen de olmasaydın hayatımı sürdürebilir miydim? kuyruğu bir şekilde dikeltebilir miydim? sonum burada gelir miydi, gelmez miydi?
24.01.015 çıta:
asıl korkulan ise şudur, esasında yeni'nin önüne konması gereken engel alçaktır. önüne ince bir çıta koyun, geçmeye gerek kalmaz. yeniye yönelik bir isteksizlik anlamında değil, yeniyi gerektiren durumun çözümü esasında kolaydır. dolayısıyla bu alışılageldik bir yol ayrımıdır. her zaman konvansiyonel yol seçilir. bu ama olsa olsa delirmediğimizi kanıtlar. konvansiyonel yol..

March 22, 2017

birinci sınıf stüdyo buluşmalarının posterleri

Uzun uğraşlardan sonra ikinci buluşmanın kitabı nihayet matbaadan geldi (not: bir bahar gününde geldi). ben de bu gelişin şerefine buluşma posterlerini paketleyeyim dedim. soldaki kış 014, sağdaki bahar 015 mahsulüdür. ... ikinci poster ilkinin kurgusuna yerleşiveriyor, sadece tanıdık canavarlar dertlerden tütecek, o kolaydı... yalnız ilk poster, yani soldaki, göründüğünden daha çok uğraştırdı.. yani şu hibrit havasını yakalayana kadar kaç kere manuelden dijitale gidip döndüm bilmiyorum.. hiç göründüğü gibi değil yani, manuel görünen dijital, dijital görünen manuel.. karışık.. büyük, renkli harfler o dönemki birinci sınıf öğrencilerimize ait, başlıkların fontu öyle çıktı.. o zaten epey uğraştırdı.. bir not olarak, ilk posteri a3 enzo'ya bastık, dolayısıyla arka fondu dokuydu ayrıca gerek kalmadığını farkettim, o yüzden ikinci poster burda beyaz ve dokusuz, aslında çıktı alındığında ilki gibi bir havası var... bi de bu poster için el emeği göz nuru yazdığım mimar harflerini ecotopia biketour'daki arkadaşlar çok kullandı (biketour grafikleri için de kullanmıştım o harfleri) onlar onu bir font yaptılar, adıma bir font da var artık: "nizam bold"...

January 27, 2017

son a4 tasarımcısı

son 1-2 yılda yaptığım a4 föyleri biraraya paketleyeyim dedim. zira bunlarda aslında derdettiğim ortak bişeyler var.. mesela bir süre fikrini kovaladığı kadar güzel de görünen posterler yapmaya gayret etmiştim, bunlarda ise yeniden esas olarak fikrini kovaladığını hissettirmeye çalışan bir biçimciliğe, ya da biçimsizliğe / sakilliğe geçtim.. ondan sonra bir de bu a4 meselesi var, bu a4'e ne sığar ki? sığmıyor.. hep fazla geliyor.. sonra bunlara ne kadar emek verileceği konusu var, çünkü bunlardan sıkıldım da aslında.. pek artık eskisi kadar ciddiye alamıyorum bunları. böylece tarihte a4 duyuru föylerini bir kavramsal tasarım alanı olarak ciddiye almış olan ilk, tek ve son kişi de siperleri terk ediyor.. çak fotoğrafı, bindir şablonu, yaz üstüne yazısını geç değil mi efendim? yine de geçmişte uzunlamasına acı tatlı boğuşmalar yaşamayı becerdim işte ve bu paket aşama aşama neler olduğunu... 4 adettir. yanyanadır.



bundan önceki bir seri posterle epey boğuşmuştum, o yüzden bu işte 'posterlerle nasıl olur da boğuşmam' yolunda bir arayış da rutin boğuşmaya eklenmişti... yani yine bir yerde zanaat ve boğuşmaya doğru ilerlemeden edemedim.. ansiklopedilerden dersimi çalıştım, kavramları haritaladım, metaforik yapıları eşleştirdim, flickr'larda dolandım, paket paket malzeme indirdim, fontlar yükledim, karaladım karaladım karaladım.. yani zanaatten kaçayım derken daha acayip bir araştırma sürecine girdim, fikirden fikire geçtim.. basit iş bana haram idi.. sonuç da ortada işte.. ne yok ki içinde? tüpgazdan cin alevleri, serüvenler, mesajlar falan... (014-15 kış)







Küçük ya da büyük her iş de bilinmeyene doğru tehlikeli bir serüven olarak yaşanmaz ki! Bir öncekinde denedim, olmadı, sadeleşemedim, kolaylayamadım. Ama bunda başardım, çünkü yaz sonuydu, belki hala yazdı, önümde bir bisiklet turu vardı, bir günüm vardı, yapıp bitirmem lazımdı. Konu da zaten koltuğun girdaplarıydı. Dönemin sonunda da öğrencilerle koltuğun girdaplarını keşfetmiştik gerçekten. Bu oldu. (015 yaz sonu)





Sonuçta yakaladığım yeni ruh ile daha pratik biçimde bu posteri de çözmem gerekiyordu ama tabi basit de olsa bir bişeyi olmalıydı.. Aylan konusu gündemdeydi ve denizi geçerken boğulan insanlarla ilgili muhakkak bir şeyler söylenmeliydi.. Ama bu zordu da çünkü duygu sömürüsüne kaçmadan ya da en azından bir dengede tutarak, estetize de etmeden ama çirkinliği de bir dengede tutarak, çok yüzeyde kalmadan ama yine de bakanın hemen anlayacağı biçimde bu işi çözmek gerekiyordu ve o kadar çok görsel dolaşıyordu ki halihazırda, yeni bir şeyler yapmak da zordu. (015-16 kış)








Nihayet gerçek bir eşik atlayarak işi iyice sadeleştirdim. Hiç de korkmadım. Zira artık herkes özene bezene renkli ve dikkat çekici posterler tasarlıyordu ve bu sefer sadelik farklı durmaya başlamıştı. Ama tabii, her şeyden önce, sıkıldım artık bunlarla uğraşmaktan.. ondan yani.. (016-17 kış)

November 27, 2016

iki pencereli bir ağaç ev



tarık keskin ile yaptığımız ikinci proje, haziran 2016
.. çünkü şöyle bir çağrı gördük: öneriler arasından beş adet ağaç ev seçeceğiz, seçilen ağaç evler için bir bütçe ayıracağız ve bunlar bir sanat festivalinde  sanatçı barınağı olarak işlev görmek üzere tasarımcılar ve yerel katılımcılar tarafından inşa edilecekler... böyle bir çağrı görünce tabii icabet zaruriydi. seçilmediysek de süreci ve sonucu itibariyle çok içimize sindi bu iş.. 3 temel meselesi var, ilki, bir usturlap-pencereden doğru evrendeki mevkimize açılmak, ikincisi bir mantar penceresi ile canlı çevreye açılmak, üçüncüsü çadır teknolojisini hackleyerek eğri büğrü dal parçaları ve atık bezlerden topluluk katılımıyla inşa etmek...

March 31, 2016

kenarlar fanzin hizmetleri




2004'ten beri yapılan işlerden biriken ve çoğunlukla bu blog'da arşivlenen fanzinleri bir mini mimarlık fanzinleri seti yaptım. fanzinlere konu olan işler yarışma katılımları, sergi çalışmaları, çeşitli türde yayınlar ve güncel polemikler gibi vesilelerle üretilmişti. işler mimarlık probleminin farklı biçimlerde kurulması, kent yaşantısı, mimarlığa dair kuram, mimarın yaşantısı, mimarlık akademyası ve mimarlığın eğitim ortamı gibi çeşitli başlıklar altına konabilirmiş gibi.. hepsi de bir edebi haz / arayış barındırıyor ama sonuçta her biri kendine has ve tek seferlik bir kurgu... burada, işlerin arka planı da anlaşılsın diye, [varsa] ilgili pakete linkler koymayı tercih ettim. nasıl bir iş kapsamında, nasıl bir kafada yapılmıştı onların da görülmesi ilginç olabilir...



1. dadalı gelin

yarışma katılımıydı, [buradan] erişilir.

2. extreme

uluslararası yarışma katılımıydı, [buradan] erişilir.

3. vahdet el-istanbul

a yüzü, b yüzü ... ayrıntısına ise [buradan] erişilir.

4. kutsal yastık avcıları

sanki-dikdörtgen'in ön çalışmasıydı, [buradan] erişilebilir.

5. sabahları neden mimarlığın bu kadar güzel yıldız haritalarını yapıyoruz

sanki-dikdörtgen sergimizin parçasıydı, [buradan] erişilebilir.

6. post-endüstriyel yıldız falınız (horoskop)

sanki-dikdörtgen'e ek olarak yapmıştım, [buradan] erişilebilir.

7. tasarım eğitimi tasarım eğitimi olduğundan beri tasarım eğitimi tasarım eğitimi olmasın sakın

a yüzü, b yüzü. öyküsü [burada].

8. ldrsy aşk (çesan peynir)

yarışma katılımıydı, öyküsü ve kendisi [burada].

9. piramit çiftliği

a yüzü, b yüzü. öyküsü ise [burada].

10. mekanda hesaplama
bu yazı yayın sürecinde içeriğinden kaybedip anlamsızlaştığı için ilk versiyonu fanzin yaptım, dergideki versiyonu değil de bunu okumak daha doyurucu olur diye düşünüyorum zira.
a yüzü, b yüzü.

March 22, 2016

[eko]sistemik bir yerellik: hesapmekan



sivas'ta kızılırmak üzerinden bir bulvar geçecekmiş. 70 metre eni var. burda bir köprü yapılması gerekiyor.. yarışmaya açmışlar, katılınacak yarışma değil gibiydi ama sonra aklıma hesapmekan meselesini buraya uyarlamak geldi ve böyle bir proje çıktı. bizim projemiz diye söylemiyorum, derin ve tutarlı bir proje oldu. gururluyum. tarık keskin ile birlikte. mart 2016. detaylı incelemek gerekiyor, yazıları okumadan paftaların yüzüne bakmanın pek anlamı yok. bir beş dakika harcanırsa proje anlaşılır, bence buna değer de. paftalara klikleyin ve okunabilir çözünürlükteki versiyona gidin derim. (satınalma aldık ama pek sevinemedik. projenin daha fazlasını hakettiğine inanıyorum. sorun ya da eksiklik projede değil, jürinin bakışının sığlığında. mimarlık ortamına hakim bir ortalamayı sürdürme ve koruma ısrarında.)

November 25, 2015

matisse'lerim



mayıs başında --söylemesi ayıp, stedelijk müzesinde-- bir matisse sergisi gezmiştim. epey ilhamlarla dönmüştüm, grafik zanaatinde hibrit tavırlara yönelik... yani girmeye çalıştığım hatta pek uygun teknikler kullanıyordu matisse, özellikle cut-out'larında.. tam da o ara asker hakları'ndan bir çağrı geldi, bir tür newsletter altlığı için.. öndeki mesaj sürekli değişecek arkadaki fon tekrar tekrar kullanılacak gibilerinden... hakaret, sağlık hizmeti alamama, uyutmama, haberleşme engeli, izolasyon, devrecilik, dayak.. türlü çeşit hak ihlalini görselleştirip istatistiklere fon yapıyor.. sonuçta kullanmadılar sanıyorum ama böyle bir set çıktı işte, mayıs 015.

November 18, 2015

doktoradan .. (3)

doktora grafik ve görsellerimi özetleyen üçüncü ve son pakettir. (ilki ve açıklamalar bu linkte ve ikincisi is bu linkte.) çoğu mayıs 013'ten temmuz 014'e doğru ilerlerken birikti.. denemeler, sistematik deneyler, karşılaştırmalar, tablolar, özetler ve çeşitli diyagram.. elden geldiğince özetlenip paketlendiler. (temmuz 014'ten beri aslında bunlar üzerine bir takım yeni ve sistematik deney ve analizler de yürüttüm... ama onları doktora sonrası olarak sayıyorum. onları paketlemek için bir motivasyonum yok.)

November 9, 2015

doktoradan geriye .. (2)

bu da doktora grafik ve görsellerimi özetleyen ikinci paket oldu (ilki ve açıklamalar için bkz. bunun ardından 3. ve son bir paket daha olacak) sağda uzayan paketçiklerin çoğu aralık 010 ile mayıs 013 arasından yadigar kaldı..

October 28, 2015

doktoradan geriye kalan (1)

doktoramı bitirmiş bir kenara koymuş ve hafiflemiştim. tabii hafif kelimesi yaşanan ferahlamayı ifade etmeye yetmiyor... neyse, uzun zamandır da doktora grafiklerini paketleme işi aklımın bir kenarındaydı ve ama bu zor da bir işti (ve blogu da bir süredir tıkayan bu görevin zorluğuydu).

uygulamalı araştırma alanlarının iletişim ortamlarında karmaşık süreç ve kurguların kolay ve ikirciksiz biçimde anlaşılmasını sağlayacak grafikler talep ediliyor ve bu işin içinde bir objektiflik ideolojisi de var. akademi, nesnelerin mutlak bir evrende, bakış açısız ve tabii ki kişisiz, o yüzden de olabildiğince nötr, dolayısıyla, mümkün olsa, farklı şahsiyetlerin tümüyle yittiği ortak ifadeler ile temsil edilmesini arzuluyor. kişi kendi biricikliğiyle ortaya çıktığında ise bu, akademik papazlık aleminde bir sıkıntı, bir huzursuzluk, bir tepki yaratabiliyor..

ama işte bu aslında bilimin ve araştırma sürecinin tam da doğru bir resmi değil ve bir doz yanılsama barındırıyor... ve ayrıca bilimi, akademiyi, araştırmayı çok sıkıcı hale de getirebiliyor.

araştırma sürecinin en başından beri o kişisel tadı, kişili, kişiye ait, belli bir yerden, belli bir adet kişiden gelenle ilgili hissi tutmak ve araştırma grafiklerini bir tasarım işi olarak ele almak.. en baştan biraz böyle bir motivasyonla tüm grafikleri tasarlamaya çalışıyor idim (bkz.).. fakat tabii araştırma sürecinin yoğunluk ve sürati içinde bu her zaman yapılamıyor, ya da en azından layığıyla yapılamayabiliyor.. erken grafikler o açıdan daha çok düşünce içeriyor, sonra akademik alanın dayatmaları ve sürecin amansız yoğunluğu altında gittikçe tasarım düşüncesi azalıyor, teknik ve ikirciksiz (dolayısıyla review'cuları kızdırma riskini üstlenmeyen) anlatım ön plana gelmeye başlıyor ve tasarıma harcanan vakit de çok fazla olamayabiliyor...
tabii bu imajların ve düzenlemelerin sadece küçük bir kısmı nihai metinde yer buldu.. gerçi onları da bütünlüklü bir set olarak yeni baştan tasarlayamadım. yapsam iyiydi de, yapacak halim yoktu. bunların çoğu çalışma grafikleri, deneme sonuçları, ya da ara aşamaların iletişimi ya da not edilmesi için kullanılmış grafikler.. 

bir takım imajları daha önce farklı paketlere koymuştum. buraya elden geldiğince daha önce paketlemediklerimi eklemeye çalıştım ama yinelemeler olabilir. ikinci bir husus, bu imajlar hem grafik ifade, hem farklı ortamlar, hem de verilerin ve düşüncelerin yenilenmesi sebebiyle defalarca güncellendi, dolayısıyla pek çok varyantları var. yani bir seri set ve bu setlerin içinde seriler ortaya çıkıyor. bazen varyasyonlar çok minik oluyor bazen daha görünür.. bir kısmını paket içinde paketçiklerde not etmeye çalıştım.. ama sonuçta bu bir seçki, daha bir tasarlanmış setleri ve daha görünür varyasyonları içeriyor.. bi de farklı verilerle tekrar edip duran grafik setleri var, onları sadece örneklemekle yetindim... bu seçkinin temsil ettiği milyonlarca imajın 2008'den 2014'e 6-7 yıllık bir süreçte birikmiş olduğunu not edeyim.. setleri --tam olamasa da-- bir kronolojik süreklilik içinde, tasarlanmış ya da kurgulanmış grafikler ile tam tasarlanmış ya da kurgulanmış denemeyecek diğer görselleri biraraya kararak sunmaya çalıştım. süreç boyunca nasıl kalıplandığımı da görselleştiriyor biraz..

bu paketlerde teşhircilik dozajı biraz yüksek gibi görünse de bunları daha çok kendim için hazırladım. çok işe yaramaz şeylermiş gibi hatırladığım ve gerçekten de bir miktar sabuklama içeren bazı grafiklerdeki fikirlerin aslında nasıl baştan sona taşınmış olduğunu ve araştırmayı yönlendirmiş olduğunu, nihai üründe de alttan alta gömülü olduğunu görmek şaşırtıcıydı. neler yaptığımı baştan sonra yeniden gözden geçirmek de başlı başına bir tecrübeydi, iyi idi, bazen duyguluydu bile hatta...


(sağda uzanan ilk paket 2008'den 2010 kasım ayına kadar olan ürünleri içeriyor. oldukça delişmen bir paket oldu. araştırmanın yatayda geliştiği ve bir yandan araştırmacının da geliştiği istikşafi bir süreç olduğu hemen okunabilir..)