Pages

September 26, 2018

nekahet evresi


16.05.018 pyrrus zaferi:
"ne çarptı bana!?" demenin zamanıdır. iş yapmamak, üretmemek mümkün değil. elde olmamakta. bünye başka ben başka. ben'in ötesi berisi var, ben yok, bilindiği gibi. bünyeyi regüle etmek için elde fazla araç da yok işin aslı. kendisine tabi olacağız. trendler inicidir. ama üretmemek mümkün değil. bu da bir güvence sayılmaz.  yapılması gerekenleri yapacağım. bunun ben'in bakış ve amaçlarıyla bir ilgisi yok. bu kozmik bir görev de değil.  sadece kaçınılmaz.
26.09.018 bebek gibi saf:
o gergin, sıkıntılı, kimliği kimliğe, anlatıyı anlatıya, duruşu duruşa çarptıran; tutarsızlığı, çelişkisi, örtüşmezlikleri bol; iniş çıkışı yüksek frekanslı, gerilimi şiddetli zamanların bıraktığı tortuyu zor atlatırım, üstesinden zor gelirim, adım adım, küçük küçük düzelirim zannettimdi. hiç öyle olmadı.

bu başını eğip saklanan, orada olmayan, olup biteni görmezlenen, yapamadıklarını edemediklerini biriktiren zamanların sorumluluğu yumru olur bir yere saklanır oradan arada yumruklar savurur, savurur ve tutturur da gibi geliyordu ama öyle de olmadı, saf, tertemiz, hep en iyisini, en doğru ve yapılması gereken zamanda yapmış sorumlu bireymişim gibi pirüpak açtım gözlerimi. bu insan da bir tuhaf. ne kadar karışmazsan o kadar temizleniyorsun. ne kadar dert üstlenirsen ama...
18.12.018 bebek gibi saf 2:
ne diyecektim, aralık ayında hala sivrisinek var, bu kış kar yağacak mı, kutuplarda buzullar eriyor diyecektim. kutup ayısını gördün mü bi deri bi kemik? o da çok iyi insan ya, içinde hiç kötülük yok. hamdolsun şeyoluyor, bişeyse şeydi, şeydiyse şeyoldu, heh heh diyecektim. aah ah, ne de ne, neyse, ne diyecektim? hee, boş  vakti olan boş konuşur, boş konuşan iyi konuşur, iyi olmak iyi yapmaya ortogonaldir, yaşamayı sürdürmek iyi yaşamaya dik gelir, kimse iyi şey yapmamıştır, herkes olduğu üzerinden, kısmen iyi kısmen kötüdür, ona göre iyi buna göre kötüdür ve bunun onun ne yaptığıyla ilgisi kalmamıştır, ne olduğuyla ilgisi vardır, artık bundan böyle sadece aidiyetlerin bir çokluğu, karmaşık bir matrisi söz konusudur diyecektim. bunları da demezsem diyecek şey kalmamıştır, gözleri kısıp bir sağa bir sola bakılır, herşey anlaşılırdır, herkes bilinirdir, açıklanmıştır.
26.12.018 askı:
pek çok şeyin mümkünü kalmamıştır. yeni bir düzen kurulamasa da yeni bir düzende yer alınmıştır bile... hayatın bazı aşamalarında en temel bazı kurumların imkansızlaştığı görülür, ne orda, ne böyle, ne şöylesi, ne bu. işin içine tanrılar karışabilse bunun adı trajedi olur ama konular yunan tanrılarının bile altındadır, onlar dahi düşmez. bazı noktalardan sonra bazı şeylerin şeyedilmemesi gerekir ama Jones, Aaronson ve Rutherford'un yaptığı gibi bir süre daha dolaşılması usuldür. iyi yapılan her şey ters tepmeli, kötü yapılan hiç bir şey düzeltilememeli, tecrübe işleme sokulamamalı, iletişim anlaşmazlığa, daha iyisi anlamazlığa dönüştürülmelidir. bir takım şeyleri daha iyi öğrendikçe suratta ve dildeki bebek saflığına vites attırmak zarurettir (eyvallah hocam, onu da şimdi anladık).

şöyle bir etraflıca düşünüldüğünde bundan başka bir yol olmadığı samimiyetle görülecektir. yaşam 4.28 milyar yılda optimize edilmiştir.
30.12.018 bebe gibi:
ne kadar güzel düşünmüşsünüz canım, hiç aklıma gelmemişti, sadece benim değil, evrende kimsenin aklına gelmemişti, sadece insanların değil köpeklerin tırtılların ve diğer canayakın mahlukatın da aklına gelmemişti, sadece mahlukatın değil sabah akşam inileyen dağların ovaların aklına gelmediği gibi uzaylıların da aklına gelmemişti, siz neler de biliyorsunuz, kainatın her ucundaki tüm uzaylılar ne kadar bildi idiyse işte siz de o kadar biliyorsunuz, doğrusu bu ya bir ben bunu bilmiyordum, ne iyi ki katkı yaptınız, çok güzel canım, bayılldımm!


30.12.018 insansonrasının ahlaki düzeni 1:
tarihe yayılan çoklu aidiyetler çağında artık birey olmayacağız. birey oldukça yeni bir icattı ve öldü.

bundan böyle, bedenlerde taşındığı umulan legal kişilikler anlık olarak üstlendikleri grupların kimlikleri üzerinden anlaşılacaklar. bir avrupalı benden daha beyaz olduğu için benden daha suçluyken, ben suriyeliden daha beyaz olarak doğduğum için ondan daha suçluyum, bir kadın kadın olarak kaldığı sürece benden daha masumken bir genç erkek de yetişkin erkekten daha masum ve bir hayvan da hepimizden daha günahsız olacak.

bu ilişkiler sıkı sıkıya bağlamsal olduğu için sözgelimi muhafazakar bir kurguda tüm bu ilişkiler tersine dönecek. genç erkek yaşlıdan daha suçlu, kadın erkekten suçlu, ben suriyeliden iyi olduğum kadar, avrupalı da benden iyi olacak. hayvanlar it muamelesi görebilecek.

bu dünyada artık her erkek tacizcilikten bir miktar suçlu, her türk bir parça soykırımcı, her insan hayvanlara karşı eziyetlerden bir düzeyde sorumlu, her amerikalı biraz emperyalist olacak. ama kimse yaptığı spesifik bir eylemden ötürü sorumlu tutulamayacak.

her yerde pozitif ayrımcılıklar, ayrımcılığa karşı alınan önlemler ahlakın merkezine yerleşecek, ahlak artık bu ayrım çizgilerini hatırda tutup işleme koymakla aynı şey olacak.
30.12.018 insansonrasının ahlaki düzeni 2:
bu andan itibaren kimse kendi adına, bir birey olarak eylemde bulunmuş olarak anlaşılamayacak. bireylik yittiği andan itibaren kimse bir eylemde bulunamayacak, eylem anlamlı bir toplumsal kategori olmaktan çıkacak.

böyle bir ahlak sisteminde ne yaptığımın önemi kalmamıştır, esas olarak kim olduğum önemlidir, alınacak önlemler, ahlaki edimler ve ahlaki tartışma ne yaptığımla değil ne yapabileceğim ve ne yapmam beklendiği ile ilgilidir.

bundan sonra herkes ancak kamu adına hareket edebilir, bu Rousseau'cu egemenlik kurgusunun en uç noktasıdır. eylem kamuya, ortaklığa mahsustur. kamu burada en jenerik kimlik olarak her alt kimliği kapsar, her aktör kendi yetkisi ölçeğinde kamu adına ceza ve avantaj dağıtır, önlem alır.

hukuk da bu değişimlerden nasibini almalıdır zira artık suçsuzluk kanıtlanamaz. bundan böyle üstlendiğimiz kimliklere bağlı olarak, bunların belirli bir bağlamda yerleştiği skalalara bağlı olarak bir miktar suçlu ve bir miktar iyiyizdir.


12.01.019 ya bu achiever cacığı?:
boşvermek lazım. kendini fazla da önemsemeyen sağlıklı insanların yapacağı gibi... öncelikleri doğru koymak şart. fakat boşvermek de kolay iş değil. eksiksiz bir kamuflaj stratejisi gerektiriyor. bu işin ustasını işbaşındayken seyretmeye doyum olmaz. sanki boşvermemiş gibi orda, öbür türlü düşünürmüş gibi şurda, şunla aynını hissedermiş gibi bir arada, şuna karşıymış gibi bu ve bunlayken, o nabzın şerbeti bu, burdaki kazı çevir, dibek dövülürken de bi zahmet hınk de. anlayışlı ve açık görüşlü, son derece ahlaklı ve duygudaş, yücegönüllü ve pastalı.

herkesin ve herşeyin kırılgan olması ne kadar da haklı. kırılıp dökülecek şeyleri ortaya saçıp duruyoruz. muhakkak biri basıp kırıyor; isteyerek, bir sinir anında ya da düşüncesizlikle.. ama bu achiever cacığı.. hıyar, yoğurt, ya da tuz, eksik geldiği işlerin sorumluluğunda çırpınmaktaysa, dünyanın çivisi çıkmış liyakat çivinin deliğinden göz göre göre akıp tükenmişse, türlü achiever pek bir cacık olmadığıyla günbegün yüzleşip tüm kırılganlığıyla etrafa saçılıyorsa, hıyarın yoğurdun ya da tuzun bir hatası vardır elbet de, bu işte olmazlara olanak verenlerin hissesi daha yüklü değil mi? yüklü olsun tamam, peki biz nasıl iyi insan olacağız? biz, ahlaklı ve hoyrat bir nihilist? şimdi, ben en iyisi boşvermeye burdan başlayayım.
20.01.019 establiş olunması:
uzun uzun düşünülüyor doğru ama, çok zor ve yavaş karar veriliyor peki de, bir türlü harekete geçilemiyor tamam da, olayların ataleti zaten senin kararlarının önünde o da öyle fakat, düğmesine bastığında da pek geri dönüş yok. uygulamanın iyi olduğunu göreceğin bir eylem seti önüne geliyor. adım adım uyguluyorsun. herşeyin zamanı.. kök atıyorsun, etrafına kurumlar sarınıyorsun, bir Yeşil Yurt yalanın bile kalmıyor.

bu bir nekahet evresi falan değil. pek bir şeyin rengi eskisini tutmayacak. yeni bir şey kuruyorsun, yaptıkça görünür oluyor. "haaa, demek o öyleymiş, vay vay vay..." demekle geçiyor zamanın. 

No comments: