Pages

April 2, 2009

3400 föyleri serisi

07güz-09bahar arasında birinci sınıf proje stüdyosu için yaptığım föyler.. nerden nereye işte.. (008009 yılı için ilgili blog: kaçak grup)
birinci sınıf stüdyosu proje
föyleri
serisi
buralardan başlamıştık, hey gidi..

proje1sergi1(çöpe atılan alternatifler daha iyiymiş
bkz: 1 2 3)

bunu hangi kafayla yapmışım... 07güz dönem programı bu..

08güzbaşlıyor burdan.. ilk iş: perdeeh.
yerlebirrrrrr.. bu çok acayip bir işti aslında bunun linkini vereyim>> [linklere tıkladığınızda açılan entry'lerdeki imaja tıklayarak picasa albümüne ulaşın]: 1, 2, 3, 4
rüya yeri! (film)
karmançorman(karma işlevli vd..)


ikinci dönem açılıyor: mikro cerrahi! (bir föy yetmedi iki tane)
bunu zeynep'le yaptık
ses! film (duygusal föy)
son: sülale evi (alternatifleri olacak: ...)

5 comments:

misafir araştırmacı said...

daha önce hiç bi mim.okulunda bu kadar eğlenceli föyler görmedim! elinize sağlık hocam...

kenar said...

daha önce kabarmayan göğüslerim de şimdi kabardı tamam oldum (hocam).. bilogda diğer arkadaşların yaptığı föyler de var (föyler etiketine tıklamak lazım) onlar da bir acayip (bilmeyen olur, yazayım: www.escape3400.wordpress.com)

misafir araştırmacı said...

bi de şöyle diyim, bu föylerin (çoğunun) ebeveynlerinden biri dada ise diğeri rus yapısalcılığı gibi duruyor. zor biraraya gelecek tipler bunlar. biri bozalım derken diğeri yapalım diyo... föylerde bu gerilim, öyle bi noktada tutulmuş ki, ne biri ne de diğeri baskın... yani o bakımdan sevdim... - açıklamazsam ölecektim, oh rahat ettim...

misafir araştırmacı said...

bu arada sakura serisi için de geçerli söylediklerim...

kenar said...

evet, durumcular filtresiyle alımlanan dada ve birazcık sürrealizm bir ara bilinçli bir seçimim/kaynağım idi.. ama konstrüktivist meselesini düşünmemiştim.. (ben aslında onları çalıştım, hatta lizzitsky ve maleviç üzerine bir seri bile yapmıştım, koyacağım buraya sonra...) ama bence onlar burdaki işlerde yok. tavır olarak onlardaki "sanatımız devrime tasarım olsun"culuk hiç hissedebildiğim bişey değil ki.. biçimsel olarak da onlardaki kuvvet ve yetenek pırıltıları şu yeteneksiz tasarımcıda hiç ortaya çıkmadı.. neyleyim.. bir de ben uzun süre bir "biçim-içerik" ikilisi uyarınca bir "karşı-biçimcilik" aradım.. ama "subgenius" gibi bir fütursuzluğu keşfettikten sonra o konuda da pek yetenekli/fütursuz olmadığımı anladım... şimdi bırakayım o karşıtlığı diyorum, biçim içerikten ayrılır ayrılmaz derdim değil, ikisinin de bir yeri/önemi ve keyfi var.. yine de güzel bir grafik yapmaktansa bir öykü olarak bir grafik kurgulamak arayışı/eğilimi... orda mı saklanmış konstrüktivist?